Üsküdar- Üsküdar'a Dair

Türkiye Aile Meclisi’nden İstanbul Sözleşmesi ile ilgili suç duyurusu

Türkiye Aile Meclisi, tartışmalara konu olan ve TBMM’de kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nin içeriğinin değiştirildiğini öne sürerek suç duyurusunda bulundu.

Türkiye Aile Meclisi’nden İstanbul Sözleşmesi ile ilgili suç duyurusu
110 views
23 Şubat 2021 - 17:45

Türkiye’nin son zamanlarda en çok tartıştığı konulardan olan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili yaşanan tartışmalara bambaşka bir boyut kazandıracak ve birçok soruyu beraberinde getiren önemli bir detay gündeme geldi. medyamidas.com’un yaptığı incelemede, 2011 yılında İstanbul’da imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nin TBMM’de kabul edilen metni ile Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen ve Resmi Gazete’de yayınlanan metin arasında çok önemli farklılıklar olduğu ortaya çıktı. Bu farklılıktan yola çıkan Türkiye Aile Meclisi 22 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu.

Çeviri hataları da gündeme gelmişti

Söz konusu haberde yer alan bilgiliere göre, Söz konusu sözleşmenin İngilizce ve Türkçe metni arasında çeviri hataları ve farklılıklar oldğu iddiaları da daha önce gündeme gelmişti. Türkiye Düşünce Platformu ve Türkiye Hukukçular Meclisi tarafından Mayıs 2020’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulan “İstanbul Sözleşmesi”ne yönelik hukuki ve psikososyal değerlendirme raporu”nda, sözleşmede ciddi çeviri hataları olduğu gündeme getirilmiş, bu çeviri hatalarının sözleşmedeki bazı ifadeleri “yumuşatmaya” yönelik olduğu savunulmuştu.

Ama TBMM’deki metin de Resmi Gazete’de değişmiş… Üç farklı İstanbul Sözleşmesi mi var?

Ancak şimdi, TBMM’nin onayladığı metin ile Resmi Gazete’de yayınlanan metin arasında da farklılıklar göülmesi, “Üç farklı İstanbul Sözleşmesi mi var?” sorusunu gündeme getiriyor.

“İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen ve tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” olan bu sözleşme, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalanmıştı. Sözleşme 24 Kasım 2011 tarihli ve 6251 sayılı Kanunla TBMM’de onaylandı ve 8 Mart 2012 tarihinde de Resmi Gazete’de yayınlanmıştı.

O değişiklikleri kelime kelime belirledik

medyamidas.com, Türkiye’nin uzun süredir tartıştığı sözleşmede daha önce gündeme gelmeyen TBMM’nin kabul ettiği komisyon raporundaki metni ve Resmi Gazete’de yayınlanan metni karşılaştırdı. Ve çok çarpıcı ve tartışılacak farkları belirledi…

Metin neden değiştirildi? TBMM’de onaylanan metinde değişiklik yapma yetkileri var mı?

İki metin arasındaki ifadeler ve kavramlar arasındaki bu farklılıklar çeşitli soruları da beraberinde getiriyor. TBMM’de oylanan metinde değişiklik yapıldığından milletvekillerinin haberi var mı? Sözleşme Resmi Gazete’de yayınlanırken neden TBMM’de onaylanan metin değiştirildi? TBMM’de onaylanan metni Resmi Gazete’de yayınlanması için Dışişleri Bakanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı’na gönderdiği belirtiliyor. TBMM’de onaylanan metni Dışişleri Bakanlığı mı yoksa Cumhurbaşkanlığı mı değiştirdi? Bu kurumların TBMM’de onaylanan bir metni değiştirme yetkisi var mı? Yapılan bu değişiklikler “hatadan” kaynaklanıyorsa bu değişiklikler neden şimdiye kadar devletin ilgili birimleri görüş bildiren bu kadar akademisyen neden bunu fark etmedi?  İki metin arasında bu değişiklikleri yapanların amacı neydi?

İşte aynı olması gereken iki metin arasındaki o farklılıklar

Gelin, iki metin arasındaki çok konuşulacak farkları görelim….

“Cinsiyet” mi, “Toplumsal cinsiyet” mi?

TBMM’de kabul edilen metin ile Resmi Gazete’de yayınlanan metin arasındaki en önemli farklardan birinin “cinsiyet” ve “toplumsal cinsiyet” tabirleri olduğu görülüyor. TBMM’de onaylanan metinde, “cinsiyet” tabirinin kullanıldığı yerlerde, Resmi Gazete’de yayınlanan metinde “cinsiyet” tabirinin “toplumsal cinsiyet” olarak değiştirildiği görülüyor.

Örneğin TBMM’de kabul edilen metnin giriş kısmında yer alan bir paragrafta bulunan “cinsiyet” ifadesinin, Resmi Gazete’deki metinde “toplumsal cinsiyet” olarak değiştirildiği görülüyor.

Oysa “cinsiyet” ve “toplumsal cinsiyet” birbirinden farklı kavramlar

Uzmanlar, “cinsiyet” ve “toplumsal cinsiyet”in farklı kavramlar olduğunu ifade ediyor. “Cinsiyet” kavramı insanların biyolojik farklılıklarını, yani kadın veya erkek olarak doğmalarını ifade ederken, “toplumsal cinsiyet” kavramı ise kişilerin o toplumda cinsiyete bağlı olarak tanımlanan rollerini ifade ediyor. İki kavramın birbirinden çok farklı olduğu ve aynı şekilde değerlendirilemeyeceği belirtiliyor, ancak TBMM’de kabul edilen metinde “cinsiyet” olarak geçen ifadelerin Resmi Gazete’deki metinde birçok yerde “toplumsal cinsiyet” olarak değiştirildiği görülüyor.

Yine sözleşmenin birçok madde ve fıkrasında TBMM’de onaylanan “cinsiyet” ifadesinin Resmi Gazete için gönderilen metinde “toplumsal cinsiyet” olarak değiştirildiği görülüyor. İşte o örneklerden bazıları…

“Tecavüz” ifadesi “Cinsel taciz” olarak değiştirilmiş

Yine sözleşmenin giriş kısmında bulunan bir paragrafta yer alan ve TBMM metninde “tecavüz” olarak geçen ifade, Resmi Gazete’deki metinde “cinsel taciz” olarak değiştirilmiş.

“Cinsel tercih” mi, “Cinsel yönelim” mi?

İstanbul Sözleşmesi ile ilgili yaşanan tartışmaların odak noktalarından biri de “cinsel yönelim” ifadesi olmuştu Bu ifade, sözleşmeyi asıl amacından uzaklaştırdığı gerekçesiyle bazı kesimlerin tepkisini çekmişti. Resmi Gazete’deki metinde “cinsel yönelim” olarak yer alan tabirin, TBMM’de kabul metinde aslında “cinsel tercih” olarak yer aldığı görülüyor. Bu tabirin neden değiştirildiği de merak konusu…

Madde başlıkları da değişmiş

İstanbul Sözleşmesi’nin TBMM’de onaylanan ve Resmi Gazete’de yayınlanan halleri arasında madde başlıkları arasında da değişiklikler var. 26. Maddenin başlığındaki  “Aile içi şiddet tanığı çocuklar…” ifadesinin Resmi Gazete’de “Çocuk tanıklar için…” şeklinde değiştirilmiş olduğu görülüyor.

60. maddenin de başlık ve içeriğinde değişiklik yapılmış. TBMM metninde başlıkta “Cinsiyete dayalı…” denirken, Resmi Gazete’deki metinde “Toplumsal cinsiyete dayalı…” ifadesi yer alıyor. Yine altındaki 1. Fıkrada da “cinsiyet” yerine “toplumsal cinsiyet” değişikliği yapıldığı görülüyor.

34. maddenin TBMM’de onaylanan metindeki başlığı da “Taciz”, ancak Resmi Gazete’deki metinde “Israrlı takip” olarak değiştirilmiş.

“Kovuşturma”, “Soruşturma” ve “İşlemler”… Hangisi doğru? Niye değiştirildi?

İstanbul Sözleşmesi’nin TBMM’de kabul edilen metni ile Resmi Gazete’de yayınlanan hali arasındaki dikkat çeken farklardan biri de, ilgili maddelerde geçen “kovuşturma”, “soruşturma” ifadelerinde yapılan değişiklikler… Bazı maddelerde “kovuşturma” yerine “işlemler” ifadesinin kullanılması da kafalarda soru işaretleri yarattı.

İstanbul Sözleşmesi’nin TBMM’deki metni ve Resmi Gazete’deki metni arasındaki değişikliklere bir diğer örnek…

TBMM’deki metin ile Resmi Gazete’deki farklardan biri daha… Sözleşmenin ek maddeleri arasında ilgili paragrafın numarası çıkarılmış…

“Kadın” ifadesi tamamında “Kadınlar” olarak değiştirilmiş

Öte yandan, TBMM’deki ve Resmi Gazete’deki metinler arasındaki en önemli farklardan biri de, TBMM’de onaylanan metinde yer alan “kadın” ifadelerinin, Resmi Gazete’de “kadınlar” şeklinde çoğul olarak değiştirilmiş olması…  Bu değişiklik de dikkat çekiyor…

BU SORULARIN CEVAPLARI MERAK EDİLİYOR?

Asıl hedef olarak “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi” amacıyla ortaya konulan, ancak içerisindeki baz ifadeler nedeniyle son yıllarda tartışma konusu olan İstanbul Sözleşmesi’nin resmi metni olarak Türkiye hangisini kabul etti? TBMM’de onaylanan mı, Resmi Gazete’de yayınlanan mı? Haberimizin başında belirttiğimiz gibi, iki metin arasındaki ifadeler ve kavramlar arasındaki bu farklılıklar çeşitli soruları da beraberinde getiriyor.

-TBMM’de oylanan metinde değişiklik yapıldığından milletvekillerinin haberi var mı?

-Sözleşme Resmi Gazete’de yayınlanırken neden TBMM’de onaylanan metin değiştirildi?

-TBMM’de onaylanan metni Resmi Gazete’de yayınlanması için Dışişleri Bakanlığı’nın Cumhurbaşkanlığı’na gönderdiği belirtiliyor. TBMM’de onaylanan metni Dışişleri Bakanlığı mı yoksa Cumhurbaşkanlığı mı değiştirdi?

-Bu kurumların TBMM’de onaylanan bir metni değiştirme yetkisi var mı?

-Yapılan bu değişiklikler “hatadan” kaynaklanıyorsa bu değişiklikler neden şimdiye kadar devletin ilgili birimleri görüş bildiren bu kadar akademisyen neden bunu fark etmedi?

-İki metin arasında bu değişiklikleri yapanların amacı neydi?

POPÜLER FOTO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.